Bilgi ve Ağ Toplumu

20. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan küreselleşme ile birlikte bilgi teknolojilerinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve yayılması, üretilen her türlü bilginin yerel, toplumsal ve uluslararası çapta paylaşımı ile şekli ve niteliğini değiştirmiştir. Artık bu yüzyılda, insanların gündelik hayatını devam ettirmesi ve başarılı olması yeterli bilgiye en kısa sürede ulaşabilmesi ve kullanabilmesine bağlı olmuştur. Birey, kurum ve toplumların özüne kadar inen bilgi ve bilgi teknolojileri, hem insanların yaşamı ile birlikte örgütlerin organizasyon yapısı ve yönetim anlayışını da değiştirerek risk ve belirsizliği arttırmakta, hem de insanlığın ve toplumların teknolojinin gelişimi yönünde evirilmesine neden olmaktadır.

Bilindiği gibi küreselleşme, zaman ve mekân açısından sınırların kalktığı, bilgi, sermaye ve üretimin evrenselleştiği, toplumların kültür ve değerlerinin birbirine benzediği süreci anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Özellikle küresel köy¹ kavramına göre bilgi teknolojileriyle ortaya çıkan yeni araçlar, sinir sisteminde olduğu gibi tüm dünyayı kablolu ve kablosuz teknolojik ağlarla birbirine bağlayarak insanların algılama ve iletişim hızını arttırmaktadır.

Bazı uzmanlar toplumların gelişimini endüstri (sanayi) öncesi, endüstri ve endüstri sonrası olmak üzere üç değişik kategoride sınıflandırarak incelemektedirler.² Endüstri öncesi toplumların kaynaklarını doğal bir şekilde çevreden sağlaması nedeniyle sadece “doğaya karşı bir oyun” oynanması yeterliydi. Bununla birlikte endüstri toplumunda “üretilmiş doğaya karşı bir oyun” söz konusudur. Bu oyunda, insan ve makine ilişkileri temel alarak doğal olanın teknik olana enerji kullanılarak dönüştürülmesi sağlanmaktadır. Oysa endüstri sonrası toplumda ise, makine teknolojisinin yanı sıra, yükselen formasyona dayalı entelektüel teknoloji üzerinden bilgi kullanılarak oynanan “kişiler arası bir oyun” yer almaktadır. Bu karmaşık oyunda başarılı olmak için dört şey gereklidir: bilgi, bilgi teknolojileri, ağ kurma ve yetkin insan sermayesi.

Büyüme ve gelişmenin dönüştürücü kaynağı olarak endüstri öncesi (avcı, tarım, vs.) toplumlarda rüzgâr, su, hayvan ve insan gibi doğal güçler yer alırken, endüstri toplumlarında ise petrol, gaz ve nükleer güç gibi üretilmiş enerjiler kullanılmaktaydı. Bilgi ve akıllı toplum veya dijital çağ gibi isimler de verilen endüstri sonrası toplumlarda ise, yerini iyi eğitim almış ve sürekli öğrenmenin bilincinde olan insan sermayesi ile bilgiye bırakmıştır. Özellikle bilgi teknolojilerini kullanması, programlama ve algoritma, bilgisayar ve veri analizi gibi yeni meslekleri ortaya çıkmıştır. Artık birçok gelişmiş ülke, örgütsel yapı içerisinde verimlilik ve ergonomiyi arttırmak için kurumlarını, hem nitelikli insan gücü kullanılması hem de bilgi teknolojileri ile birlikte akıllı robotlar, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, 3-D baskı, bulut, vb. yeni teknolojiler yardımıyla ürün ve hizmet üretilmesini teşvik etmektedirler.

Bu konuda çalışan uzmanlar endüstri sonrası toplumda üç sektörün öne çıkması beklemektedirler: (1) kamu sektörü, (2) finans ve eğlence sektörü, (3) sağlık, eğitim ve bilim sektörü. Bu üç sektör grubundan en gelişmiş olanı sonuncusudur; çünkü bu gruba ait meslekler, çekirdeğinde bilgiyi barındıran, işleyen ve dönüştüren profesyonel ve teknik olan, aynı zamanda da diğer iki sektörü insan kaynakları ve yeni buluşlarla destekleyendir. Bunlar içerisinde bahsedilen son grupta yer alan toplumları enformasyon toplumu olarak nitelendirmektedir.

İş yaratma ve biçimi olarak bakıldığında endüstri öncesi ve endüstri toplumlarda kullanılan “fizik gücü” ve “uzmanlaşmış işgücü” yerini endüstri sonrasında “bilgi ve ağ kurma” almaktadır. Artık bireyler alış-verişlerinden üretime kadar tüm iletişimini ağlar üzerinden yapmaktadır.³ Bilindiği üzere Ağ Toplumu Kuramı, gelişmiş iletişim teknolojileri kullanılmasıyla toplumun bütün üretim süreçlerinde yer alan organizasyonlar ve örgütsel hiyerarşilerden ağlara (network) doğru bir kayma olacağını savunmaktadır. Bu değişim, kültürel olduğu kadar düzene (organizasyon ve örgütsel yapılara) ilişkin, yönetim ve karar vermenin merkezden yerele ve hatta bireye kayması gibi önemli bir sorunu da ortaya çıkarmaktadır. Ağ toplumu düşüncesi sadece post modern bakış açısıyla yenidünya düzenini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda da bireylerin kültürel yapıları ile alışkanlıklarını da değiştirerek dünyayı anlama ve yeni iletişim biçimlerinin ortaya çıktığını işaret etmektedir.

Ağ Toplumu yapısı içerisinde ortaya çıkan bilgiyi işleyen ve ağ üzerinde üretimin devamını sağlayan işgücü, enformasyonel iş gücü olarak tanımlanmaktadır. Ağ gücü, ağa kapsamında yer alanların toplamından daha büyük bir etki yaratacağı düşüncesiyle⁴ bireysel başarı için, enformasyonel iş gücünün ağ kurma ve yönetebilme yetisi büyük önem taşımakta, hatta ağ üzerinde olmayan bireylerin toplum içerisinde önemli bir rol üstlenmesi artık çok zor olarak görülmektedir. Bununla birlikte yeni işgücü ya da bireylerin ağ toplumu içerisinde var olabilmesi, enformasyonu, örgütsel ve bilimsel bilgiye dönüşerek üretim sürecine katabilmesine bağlıdır. Bu işlevi yerine getirebilecek yeteneğe ve bilgiye sahip olmayan bireyler ve toplumlar, uzun dönemde esnek ekonomik yapıya ayak uyduramayarak bir alt gelir düzeyine düşecektir.⁵

Bazı bilim insanlarına göre ağların, bilgi ve bilgi teknolojilerinin öneminin artmasıyla birlikte makinelerin bilgisayarla buluşturulması dijital çağ ismi de verilen yeni bir dönemin filizlenmesine neden oldu. Şüphesiz insana benzeyen, kas gücü gerektiren gündelik işlerini yapabilen ve işlerin daha hızlı yapılmasını sağlayan robotik teknolojiler daha ileri götürülerek insanlığın geri dönülmez bir yola sokmuş görülmektedir. Özellikle bütünsel kazandırılmış dijital zekâ sayesinde insanın yaptığı pek çok şeyi yapabilen akıllı robotlar ve bilen teknolojiler, çok değil birkaç yıl sonra hem dünyamızı hem de insanın tanımını değiştirecek gibi görülmektedir.

Artık günümüzün dünyasında sosyal ağlar ve bilgi teknolojileri, Kelebek Etkisi teorisini kanıtlarcasına her şeyin birbiriyle ilintili ve etkileşimli bir şekilde hareket etmesine neden olmakta, dünyamızda saniyede milyarlarca veri üretilmekte ve veriler bulut sistemlerinde saklanmakta, anında daha tutarlı ve gerçekçi analizler yapması için insanların kullanımına sunulmaktadır. Şüphesiz bu verilerin bilgi teknolojileri ile analizi edilmesi ve işlenmesi, kurumlara yapay sinir ağları, derin öğrenme, doğal dil işleme, görüntü tanıma, vs. alanlarında çok daha fazla bilgi, akıl ve öngörü sağlamaktadır. Ayrıca verilerin, insan yeteneklerinin çok ötesinde hızlı ve doğru bir şekilde analiz edilmesi hem teknolojik buluş ve değişimin hızını hem de toplumların refah seviyesi ve gelirini arttırmaktadır. Artık yapay zekâ ve verilerin kullanılması sayesinde kısa bir süre sonra hayatımıza, basit işleri yapan robotlar yerine düşünen, karar veren, hissedebilen, öğrenen ve öğreten, vs. kısacası insan özellikleri ile zenginleştirilmiş robotların girdiğini göreceğiz. Belki de çok değil elli yıl içerisinde doktor, yönetici, hâkim, savcı, avukat ve öğretmen vb. meslekler de bile robotlara rastlayacağız.

Sanayi 5.0’in temellerinin atıldığı, risk ve belirsizlik ile birlikte kaosun hâkim olduğu, aynı zamanda da robotlar ve yapay zekânın her türlü tasarım ve üretimde etkinliğini arttırdığı bir dönemde gerekli değişim ve dönüşümü zamanda gerçekleştiremeyen ülkeler hem ekonomik gelişmişlik olarak diğerlerine göre daha geride olacak hem de büyük işsizlikler ile iç çatışma riskleriyle karşı karşıya kalacaktır. Özellikle endüstrinin ve algoritmaların giderek otonomlaşması, sürekli başarı elde etmek ve hayatta kalmak için yaratıcılığın ön plana çıkması, mavi yakalıların ve düşük katma değerli ürün/hizmet üreten beyaz yakalıların işsiz kalmasına neden olacağından korkulmaktadır.

¹Küresel Köy kavramı, ilk kez Kanadalı yazar Marshall MCLUHAN tarafından ortaya konulmuştur.

²Bu üçlü sınıflandırma ilk olarak enformasyon toplumunun özünü ortaya koyan Daniel BELL tarafından ortaya atılmıştır. Bazıları ise avcı, tarım, endüstri, bilgi ve akıllı toplum şeklinde sınıflandırmaktadırlar.

³Castells, endüstri toplumu, sanayi ve sonrası toplum ya da bilgi toplumu gibi tanımlamalar son çeyrek ortaya çıkan sosyal, teknolojik, ekonomik ve kültürel değişim ve dönüşümleri açıklamakta yetersiz kaldığı düşüncesiyle Ağ Toplumu Kuramını ileri sürmektedir. (Manuel CASTALLS, Ağ Toplumunun Yükselişi – Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür 1. Cilt, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.)

⁴Örneğin yerel ağ teknolojisini ilk kez ortaya atan Robert METCATFE, 1973’te bir ağın değerinin, ağdaki bağların karesi ile doğru orantılı olarak arttığını gösteren basit bir matematik formülü (V= nⁿ⁻¹) ortaya atmıştır. Formüldeki n: ağdaki kişi veya ağ sayısını belirtmektedir.

⁵Bakınız; Aras Bozkurt. (2014). Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık, Akademik Bilişim 2014 (s. 601 – 606) Mersin Üniversitesi. Aras BOZKURT. Ağ Toplumu ve Bilgi. Türk Kütüphaneciliği, 24 (2014) s. 510-525. Murat Ertan. DOĞAN. Enformasyonel İş Gücü için Yeni Bir Öğrenme Yaklaşımı: Bağlantıcılık. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri 2011. İnönü Üniversitesi, Malatya. Gary HAMEL ve CK PRAHALAND. Geleceği Kazanmak. Çeviren: Zülfi DİCLELİ, İnkılap Kitabevi, İstanbul 1996.

1 Yorumlar On Bilgi ve Ağ Toplumu

  • Durmuş bey, Eline sağlık .
    Yukarıda ki çözüm bilgilerine acaba yeni insan tipini de ekleyebilir miyiz? homosapies (Hayvan-insan) yerine trans sapiens (Robot-insan)gibi.Beden bölümü robot ve insan beyninin, alt ve orta beyin kısmı yok edilmiş.Neden? Hayvanlıktan gelen içgüdülerden kurtulmak ve neo-korteksi aktif tutmak için.??insanlık tarihine bakınca gelişimde , toplum kültürü gelişmiş olmakla beraber insan birey olarak bir evrim geçirememiş.İnsan beyinin ağırlığı homosapiens ten beri artmıyor.Acaba sorun eski insan tipinin yenilenmesinde mi? çözüm de yeni bir insan tipi mi?,bunu da insanlar mı yaratacak mı???
    sağlık.erdem.bilgelik dileklerimle.

Yorum Yap:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Site Altbilgisi

Sliding Sidebar

Arşivler

Kategoriler